Tejaca.darkbb.com

İnternet Dünyasının En Seviyeli En Kaliteli Forum Sayfası
AnasayfaKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 Caglari asan olumsuz bir diyalog

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Amon-Ra
Üye
Üye


Erkek
Mesaj Sayısı : 151
Yaş : 31
Tecrübe :
0 / 1000 / 100

Madalyalar :
Rep :
100 / 100100 / 100


MesajKonu: Caglari asan olumsuz bir diyalog   Salı Mayıs 05, 2009 2:29 pm

DOC.DR.NİHAT HATİPOĞLU

Çağları aşan
ölümsüz bir diyalog

BUGÜNKÜ yazımızda Abbasi
Devleti halifesi olan Harun Reşid ile devrinin büyük mana insanı Fudayl
arasındaki müthiş diyaloğa yer vermek istiyoruz.

Dilerim ki
siyasetçimizden idare edenimize, zenginimizden álimimize, hatta vatandaşımıza
güzel bir örnek olur.

Fadl bin Rabi der ki: Müminlerin emiri Harun Reşid
haccedip bana geldi. Ben koşarak onu karşıladım ve şöyle dedim:

- Ey
müminlerin emiri! Haber gönderseydiniz ben huzurunuza gelirdim.

Bana şu
cevabı verdi:

- Yazık sana; seni ayıpladım. Neden ayağıma koştun? Bana
bir adam bul, bazı soracaklarım var.

- Şurada Fudayl bin İyaz var,
dedim.

Emir-ül müminin gidelim deyince, hemen eve geldik. Dışardan baktık
ki Fudayl ayakta dua ediyor ve bir ayeti devamlı tekrar edip duruyor. Harun
Reşid kapıyı çalmamı isteyince, hemen kapıyı çaldım. İçerden ses geldi:

-
Kim o?

- Aç kapıyı, dedim. Dışarıda emir-ül müminin var.

- Emir-ül
mümininle işim yok benim.

- Sen amire itaat etmez misin?

Fudayl,
"Niçin zor kullanmaya mecbur ediyorsun" dedi ve aşağıya inip kapıyı açtı. Sonra
da odaya çıkarak ışığı söndürdü ve evin bir köşesine çekildi. Biz de içeri
girdik. İçerisi karanlık olduğu için ancak el yordamıyla kendimize yol bulmaya
çalışıyorduk. Harun Reşid’in eli, benden önce Fudayl’ı buldu. Fudayl hemen şu
sözü söyledi:

- Bu yumuşak el, yarın Allah’ın azabından kurtulabilecek
mi?

Halife ona dedi ki:

- Sana getirdiğimiz şeyi al; Allah sana
merhamet etsin.

Fudayl şu cevabı verdi:

- Ömer bin Abdülaziz
hilafet yükünü üzerine aldığı zaman devrindeki álimleri çağırıp şöyle dedi: "Ben
bu belayı omzuma almış bulunuyorum. Sizler bana yol gösteriniz." Devlet
başkanlığını bir bela, bir yük kabul etmişti. Halbuki sen ve arkadaşların onu
bir nimet ve bir devlet telakki ettiniz. O gün álimler ona şöyle dediler: "Eğer
yarın Allah’ın azabından kurtulayım diyorsan, kendin için istediğin şeyi bütün
Müslümanlar için de iste ve kendin için arzu etmediğin şeyi başkaları için arzu
etme."

Ben de sana şunları söylüyorum: "Ben, ayakların yalpalayıp kaydığı
o dehşetli günden, senin hesabına çok korkuyorum. Allah (C.C) sana acısın! Sen,
Ömer bin Abdülaziz gibi yol göstericiler bulabiliyor musun?"

Bu sözler
üzerine Harun sarsıla sarsıla ağlamaya başladı ve biraz sonra da kendinden
geçti. Fudayl’a dedim ki:

- Müminlerin emirine biraz acımaz
mısın?

Şu cevabı verdi:

- Ey ibni Ümm-i Rebi! Sen ve senin gibiler
onun kalbini öldürüyorsunuz, ben ona acıyayım öyle mi?

Harun bir müddet
sonra ayıldı ve şunları söyledi:

- Allah sana merhamet etsin, ne olur
biraz daha söyle.

- Ey müminlerin emiri! Duydum ki Ömer bin Abdülaziz’in
valilerinden biri, halifeye şikáyet edilir. Ömer, ona şu kısa mektubu yazar:"Ey
kardeşim; cehennem ehlinin ebedi ateşe kalmakla beraber ebedi uykusuz kalmaya da
mahkûm olduklarını sana hatırlatırım. Allah huzurundan kovulmaktan sakın; zira
bu kovulmak, her şeyin sonu ve bütün ümitlerin suya düşmesi demek
olur."

Vali mektubu okuyunca, dağ-bayır aşarak Ömer bin Abdülaziz’in
huzuruna gelir. Halife ona, niye geldiğini sorar. O da, "Mektubun kalbimi
paramparça etti, artık Allah’a kavuşuncaya kadar asla tekrar valiliğe
dönmeyeceğim" cevabını verir.

Harun tekrar şiddetle ağlamaya başlar ve
yalvarırcasına:

- Ne olur biraz daha söyle, Allah, sana merhametini
lütfeylesin.

Fudayl şöyle konuşur:

- Ey güzel yüzlü! Hiç şüphe yok
ki Allah, kıyamet gününde seni şu insanlardan soracaktır. Şayet bu güzel yüzü,
cehennemden korumaya gücün yeterse onu koru! İdare ettiğin halkından herhangi
biri için sabah veya akşam kalbinde en ufak bir kin veya nefret bulundurmamaya
çalış, zira Allah’ın Resulü şöyle buyurmuştur: "Her kim idare ettiği halkına
kindar olarak sabahlarsa cennet kokusu alamaz."

Harun tekrar ağlamaya
başladı. Sonra Fudayl’a sordu:

- Borcun var mı?

- Evet! Rabbime
borcum var; bundan dolayı da beni hesaba çekecek. Vah bana ki benden hesap
soracak. Vah bana ki bütün delillerimi aklımdan çıkaracak. Vah bana ki benimle
münakaşa edecek.

- Ben kullara olan borcundan bahsediyorum.

-
Allah bana bunu emretmedi. O, bana, sadece kendisinin birliğini kabul edip
emirlerine itaat etmemi emretti.

- İşte sana 1000 dinar. Al bunu, ailenin
ihtiyaçları için harcarsın. Bununla ibadetini daha kuvvetlendirirsin.

-
Ben seni kurtuluş yoluna götürmek istiyorum, sen ise maddi şeylerle beni
mükáfatlandırmak istiyorsun. Paranı al ve git.

Dışarı çıktık, Harun Reşid
bana döndü ve dedi ki:

- Beni bir adama götürmek istediğinde işte böyle
adamlara götür.

Çünkü o gün Fudayl bir tek dinara bile
muhtaçtı.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
By_SeRSeRi
Moderatör
Moderatör


Erkek
Mesaj Sayısı : 157
Nerden : Yağmur Sonrası Toprak Kokusu...
Lakap : By_SeRSeRi
Tecrübe :
0 / 1000 / 100

Madalyalar :
Rep :
100 / 100100 / 100


MesajKonu: Geri: Caglari asan olumsuz bir diyalog   Salı Ağus. 31, 2010 2:13 am

Süper. Her iftar ve sahurda dinliyorum. Gerçekten değerli bir insan..
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
Caglari asan olumsuz bir diyalog
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası
 Similar topics
-
» Kaygı ve Endişeden Kurtulmanın Yolları ...

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Tejaca.darkbb.com :: Manevi Diyarımız Din :: Dini Hikayeler-
Buraya geçin:  
Tüm Hakları Saklıdır. © 2008 Tejaca.darkbb.com - Designer TEJA
forum kurmak | © phpBB | Bedava yardımlaşma forumu | Haberleşme | Suistimalı göstermek | Kendi blogunuzu yaratın