Tejaca.darkbb.com

İnternet Dünyasının En Seviyeli En Kaliteli Forum Sayfası
AnasayfaKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 HİÇ....bölüm 2

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
voyagerm
Yazar
Yazar


Erkek
Mesaj Sayısı : 225
Tecrübe :
0 / 1000 / 100

Madalyalar :
Rep :
1 / 1001 / 100


MesajKonu: HİÇ....bölüm 2   Cuma Kas. 14, 2008 11:19 am

Hiç - (Bölüm 2)




Sarı bir taksi, yaşlı bir adam, doğurmak üzere olan bir kadın. Yollar kar kaplı ve ayaz var dışarıda. Kadın üzgün ve düşünceli. Taksici kaygılı, ya arabamda doğurursa diye düşünüyor olmalı.

Sonunda hastaneye vardılar, sedye ve hemşireler, soğuk ve kasvetli. Doğumhaneye giden yolun bir şenlik havasında geçeceğini hayal etmişti Elif. Annesi, babası, kardeşleri, kocası, sevdiği, doğacak çocuğunun babası da olacaktı. Herkes bir şeyler söyleyecekti. Heyecanlarını paylaşacaklardı birbirlerinin ve de sevinçlerini. Ama Elif bir tek sevdiği adamı görecekti ve ellerine sıkı sıkı tutunacaktı içindekini hissettirmek umuduyla. Ama Elif yalnızdı hastane koridorunda. Yabancı insanlar vardı etrafında ve sanki ölümcül bir durumdaymış gibi Elif, koşturuyorlardı. Ameliyathaneye yetiştirilmezse öleceğini düşünmeye başladı.

Kaç zaman geçmişti, sezinleyemiyordu. Kaç zamandır buradaydı ve daha ne kadar sürecekti bu işkence. Hâlbuki o, evinde Sıla'sı için güzel bir beşik hazırlamıştı kendi elleriyle. Tahtadan oymalı bir beşiği vardı Sıla'nın ve yine kendi elleriyle ördüğü işlemeli, bembeyaz bir battaniyesi vardı. Pasta hazırlamıştı kırmızı erikli. Evi temizlemişti, misafirler gelirse mahcup duruma düşmemek için. Ama yalnızdı şimdi. Ve korkuyordu. Daha önce doğum yapmış olmalıydı, yoksa şimdi nasıl doğuracaktı? Daha önce gülmüş olmalıydı, yoksa şimdi nasıl ağlıyor olabilirdi?

Ali biliyor muydu Elif'in Sıla için nasıl acı çektiğini? Nerden bilecekti ki, dört duvar arasındaydı, son zamanlarda mektup da almamıştı, ama tahmin ediyordu, yakındı Sıla'nın gelmesi. Hep o umut dolu haberi bekliyordu, bu umut onun yaşama umuduydu. Onun sayesinde dayanıyordu her türlü acıya. Ali'nin iki arkadaşı olmuştu bu duvarların arasında. Aynı zamanda okuyucularıydı, Ali'nin hikâyesini okuyorlardı. Ağlamaklı zamanlarında türküler eşlik ediyordu onlara, bıkıp usanmadan okuyorlardı başka birinin hayatının mısralarını. Belki de acıları ve pişmanlıkları böyle azalıyordu. Kendi yaralarına merhem oluyordu başkasının acıları. Başkası için üzülmek daha kolaydı belki de. İnsan kendine üzülünce, kendi için ağlayınca güçsüz düşerdi hayata karşı. Yenilmişlik duygusu kaplar her yanını. Ama bir başkası için üzülmek, onu düşünmek ve ona acımak, kendilerini unutturuyordu. Anıları hatırlamazsa insan hiç yaşamamış sayabilir kendisini.

Ali dışarıda yalnız bıraktığı Elif'ini ve hiç görmediği belki de göremeyeceği Sıla'sını düşünüyordu. Zaman onun için geçmiyordu, ama biliyordu dışarıda olursan zamanın nasıl geçtiğini. Bu zaman zarfında en güzel anları kaçıracaktı, ona en ihtiyaç duyulan zamanda orda olamayacaktı. Elif ve Sıla ne kadar üzülüyor olsalar da Ali'nin üzüntüsü başka bir boyuttaydı. Normal bir insan kaldıramazdı, Ali çok güçlüydü. Belki de onu güçlü yapan şey içinde taşıdığı ve asla bırakmayacağı umuduydu.

Elif, daha önce hiç karşılaşmadığı bir kokuyla uyandı. Saflık, tazelik kokuyordu. Belki de uyku sersemi olduğu için çıkaramadı bu kokuyu. Hâlbuki bilmesi gerekirdi bebek kokusunu. Gözlerini açıp açmamak konusunda kararsızdı. Sadece koklamak istiyordu bu büyüleyici kokuyu. Anlamıştı bu Sıla'nın kokusuydu. Garip bir his dolaşmaya başladı vücudunda. Dudakları titriyordu, kalp atışları hızlanmıştı, korkuyordu. Biliyordu çünkü birini sevmek kolay değildi. Onu aylarca rahminde taşımış olması, onu sevmesine yetmeyebilirdi. Belki de o sevmeyecekti kendisini. Gözleri çoktan görmüştü onun beyaz tenini, simsiyah ve gülen gözlerini. Elif onu ilk görüşte sevmişti ve o an anlamıştı bunun bir anne sevgisinden de üstün olduğunu.

Sıla aylarca beklemişti bugün için. Onunla konuşan, tüm dertlerini paylaşan, kızgınlığını ondan çıkaran insanı görmüştü sonunda. Aslında beklediğinden daha güzeldi Elif. Biraz yorgun görünüyordu, ama çok güzel kokuyordu teni. Saçları beline kadar iniyordu, simsiyah. Gözleri karaydı, parlıyordu, bir kömür tanesi gibi. Zayıf olmalıydı, bilekleri o kadar inceydi ki. Teni tarif edilemez bir beyazlıktaydı ve kokladığı tüm çiçeklerden daha güzel kokuyordu. Aslında kıskanmıştı Sıla Elif'i. Etrafındaki diğer insanlara hava atıyor olsa da Elif'in güzelliğiyle. Kıskanmıştı.

Elif ve Sıla nerden bileceklerdi her şeyin bundan sonra başladığını. Sıla'yla yeniden doğmuştu Elif de. Evlerine geldiklerinde onlara kapıyı açacak kimse yoktu, yine de gülümsüyorlardı birbirlerine. Elif o an anlamıştı, Sıla onun çocuğu değildi. Beraber büyüyeceği, acılarını paylaşacağı, konuşacağı bir dost doğurmuştu. Eve girdikleri anda daha önce ağlamış olmalıyım yeterince diye düşündü. Yoksa nasıl bu kadar çok gülebilirdim ki?

Ali umudunun resmine sarılmış, yatağındaydı.

Elif'in kucağında umudu ve özlemi.

Sıla ise sadece mutluydu. Bu kadar zaman sonra bir işe yaradığı için. Sadece izliyordu onunla uyuyan bu mutlu yüzleri.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
HİÇ....bölüm 2
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Tejaca.darkbb.com :: Yaşamın İçinden :: Yaşamın İçinden Hikayeler-
Buraya geçin:  
Tüm Hakları Saklıdır. © 2008 Tejaca.darkbb.com - Designer TEJA
Yetkinforum.com | © phpBB | Bedava yardımlaşma forumu | Haberleşme | Suistimalı göstermek | Ücretsiz blog